#

Yeni Kantolar?dan Mısralar

Şairin diğer şiirlerini okuyun

?Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Hüznün de bir ölçü olduğunu?
?

?Kapısı çarpıp duran bağ evinde?
?Benden toprağa gitmekte olanı görüyorum?
?

Kayanın sümbülünü leylağını, çılgın aylarını
Mevsimlerin bırakıp gitti. Yeni oldu öleli.
?

Kimdi dünyayı güzelleştirmek isteyen
Durdurup parmaklarından akan zamanı
Geleceğe başlangıç çizgisi çeken?
?

Annelerinse kırgınlıklardan hüzne döndüğünü
Hüzün varsa yerleşen bir şey olduğunu
?

Bizi yılların acılarıyla bırakıp gittiler
Her gölgeye her ağaca ateş ettiler
?

Anılar kalır daracık sokaklarda
Girsen ara sokaklara öpersin
On yedi yaşının alnından
?

Konuşuruz bunları yani çocukluğu
Yani yaşlılığı, yıkım taşlarını, nedense
Bize sıkça uğrayan parsı anne
?

Acının yaşı yoktur, biliyorum
Çağımıza özgü acı kökü tattım
?

Türkçe sapak, dilim tutuk, sözcükler yırtık
Bekliyorum minibüsler getirmiyor sesini
Tıka basa dolu çarşılardan, ölü sulardan
?

Kenti bir orman yalnızlığı sardığında
Dünya içinde bir başka dünyayken insan,
?

Portakal ağaçlarının çiçekleri senin için
İçimde yıkılan kuleler, ormanlar bile
?

Elleri deniz bahçelerinde şamdanlardı
Görkemli bitkiler vardı iri gözlerinde
?

Geç mi kaldım geldim işte Kevser
İçimdeki hüzün anıtlarını yatıştırdım
Buğulanıp taşan göğü getirdim
?

Dolardı ruhuna yıldızlara baka baka
Dünya, gürültülü o koca orman
?

Ağaca bakarım seyretmek için kendimi
Tutkuya bürünmüş ağaç benim işte
Köklerim derinlerde ısıtır denizi
Yapraklarım yağmuru çağırır sürekli
?

Bu şiirde her dize kendi başına uçar
Uçmasını bilen fıskiyeler için deniz
Rüzgâr değişmelerin olgunluğunu getirir
?

Eşyanın düşey konumu yalnızlık ortamında
Eşyanın çiçek açan yalnızlığı için deniz
?

Acı verir güneşler sabahlar ikindiler
Suyun yüzeyi şimşeğin tadı ısırganın öpüşü
?

Dön dolaş yayıldım dört bir yana
Dünyamı şaşırdım Kevser. Ben turna, ben yonu,
?

Topluiğne başı olalım, nesnelerin uzantısı,
Vakit geldi, büyük olsun yalnızlığımız
?

Boşalan yağmurlarız, su kenarlarında saz
Birkaç kişiyiz Ayşe Celâl Veysel
Konuşurken hüzün anıtları devriliyor
?

Vakti mi sordunuz, vakit tamam
Dönelim kış bahçesine denizin
?

Yapraklarının altında deniz desem
Ağaç desem bir kara ağaç
Yürüyor içimde denize doğru
?

Pars gök rengini solduran güç
Gizliyor parçalanmış ağzını rüzgârdan
?

Sesini kokladım kokusunu gördüm
Akdeniz bu
?

Yaşlı bir denizci gibi
İçimde sürüp gidiyor denizin serüvenleri
?

Gitsem gelmesem çocukluğuma Kevser
Siyah beyaz bir kare çiçekleri sulayan annem
?

Üstümden dönü döne geçen turnalar
Da yok. Neye baksam nerede dursam
Düş gücüm kilitlenmiş ruhum çalınmış
Elimden alınmış taşların dinginliği de
?

Bir çiçeği bozguna uğratır, dönersin denize
Derine, en derine, yüzünde yüzlerce dalyan
?

Esmer bir çiçek çelik yelekleri deler
Ruhum buna bir anlam veremez
?

Bağırasım geliyor sesim yırtıcı kuş sesi
Kimse yaşamın anlamından söz etmiyor
?

Sarkıttığım kuyuyu. Görebilir miyim
Ne kaldıysa, ne kaldıysa çocukluktan
?

Kırılan bir zaman belki ânın ağırlığı
Baktıkça sıkıyor ruhumu kımıldayan gök
?

Bir hüzün salkımı
İki kaşın arasında
?

Silmeye çalışma çıkmıyor Kevser
Çocukluk lekelerini
?

Dipte, taa derinde uğultusu dalgaların
Bunalıyor derya içinde
?

Annem öleli bir yıl oldu, oturduğu kanepedeki
Boşluğu ver. Bu nobran bu pörsük dünya
Avlamadan beni çekip gitmeliyim
?

Bir şey söyleyecek değilim sana
Bugün kenti dolaşırsın ite ite bir çiçeği

Öylece akıp gidecek avuçlarımdan günler
Öylece yatacağım suların ağırlığı altında
?

Ne zaman can alıcı sözcüğü bulsam
Benim o kılıç yüzü kendine dönük kırılgan
Benim o bahçede sessizce dolaşan kaplan
?

Bu acı çekmiş gök, bu acı toprak
Bu hızlı hızlı büyüyen ot
Sulardan kurtulmuş bu yıldız
?

Düşünü kurdum yıkıntılardan doğacak kuşun
Düşünü kurdum denize açılan kapıların
Düşünü kurdum yıldızlı gecelerin
?

Sonra gider çocukları öldürülmüş annelere
oğul olurum
Ey Beyrut! Öğrenci çantaları, kırık oyuncaklar..
?

Kudüs?te çatılarda güvercinler olur
Yağmur yüzlü çocuklardır onlar
Terk edilmiş semtlere doğru uçarlar
?

Daha çok, göl uzakta kaldı,
?Kimse kamış olmayı düşlemiyor göllerde?
?

Öyle derinlere küllerinden doğan sözcükler denizine
Gömün beni gömün beni taşın yüreğine
?

Ruhum kanıyor gelmeyeceğini bildiğimden,
Arka bahçeden Akdenizli çocukluğumun.
?

Bir Pars değil miyim kendi kendime ben?
?

Hiçbiri olmuyor ama, acısıyla kalıyorum
Bileklerini kesen genç kızın
Kim bilir nasıl da umarsız kalmış
Yok anlaşılan denize açılan kapısı

Ahmet Ada


© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiirin telif hakkı sahibiyseniz ve sitemizden kaldırılmasını talep etmek için bize iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.
#

DİĞER SAYFALARIMIZ : Sesli Şiirler | Resimli Şiirler | Video Şiirler |